menzile giderkene kafile başkanı muzaffer amca anlattı, Allah ondan razı olsun:
1.bir gün menzile kafile giderken otobüs yolda bozulmuş. saatlerce uğraşmışlar ama bir türlü yapamamışlar, sonra bir sofi "çekilin kurbanlar bi de ben bakayım" demiş..bizimkiler de "iyi hadi bak demişler" sanki yapabilecekmişsin der gibi.. bizimkinin eli değince iki dakkada tamir olmuş otobüs.. bizimkiler hayret içinde "yaw kurban nasıl yaptın, biz saatlerce uğraştık olmadı da" diye sormuşlar.bizimki oldukça tevazu içinde "ben motor ustasıyım" demiş. bu sefer "öyleydin de bizi bunca saat niye beklettin" demişler. bizim tevazu: "nefis olmasın diye" demiş..
2.evli bi sofi çift varmış.adam karısına hiç güzel söz söylemezmiş.(tipik türk erkeği) karısı artık bi gün dayanamamış, ya sen niye beni hiç sevmiyosun, hiç güzel söz söylemiyosun, bi eline sağlık bile demiyosun demiş...adam: "ben nakşiyim de ondan" demiş..
3.sultan Muhammed Raşid hz.(k.s)'nin URFALI bi sofisi Sultan'a sormuş: "kurban biz cennete gidince çiğ kögte yiyecek miyiz?" Mübarek gülümsemiş. Urfalı tekrar: "kurban peki biz mi hazırlayıp yiycez, yoksa hazır mı gelecek?" diye.. M.Raşid hz.lerini görenler, "Biz Seyda'nın ne ondan önce, ne ondan sonra bu kadar güldüğünü hatırlamıyoruz" demişler..
4.yine sultan hz. leri (k.s) zamanında: mübarek sürgüne gönderilince sofilerden biri hasretine dayanamamış, mürşidine gitmenin bir yolunu aramış. gazeteci gibi gidecekmiş, fotoğraf makinesi boynunda, sakal bir karış, gitmiş.. kapıda asker çevirmiş, sormuş: "kimsin" sofi: "gazeteceyim inşallah" asker: "sofi misin?" sofi: "değilim kurban"
.........................................................................
Camii'nin şadırvanına girdiniz.Orada abdest sırası bekleyenlerden sofi olanı nasıl ayırırsınız?
Cevap: Paçaları sıvanmış ağzında sigara ile abdest sırası bekleyen kişi mutlaka bir sofidir.
************************************
Boyacı yeni sofi markat inşaatında çalışıyor, bakıyor ki çalışan herkes de bir cezbe.Kimi bağırıyor kimisi ağlıyor.Bu da aralarında yeşil sekizli okey taşı gibi kalmış.İçinden diyor ki "Ben de bunlar gibi bağırayım" ve basıyor narayı.Arkalardan bir sofi çıkıp bunu yanına gelip;
-"Sofii sen odun cezbesi nedir bilir misin?"
-"Yok kurban bilmem"
-"Beline kalası yersen odun cezbesini öğrenirsin."
.........................................................................
1)Trabzonlu sofinin birisi girmiş cami içindeki kuyruğa. Ha bekler de bekler sıra bir türlü kendine gelmez. Sıradayken sürekli tekrar ediyormuş, Sultan neyin var derse, benim halim ne olacak derim. Sıra geç gelince ve Sultan'ında o halini görünce sormaz mı sofi; "Sultanım senin halin ne olacak?"
2)Bir sofi kardeşimize tevbe-i nasuha nasip olmuş, o gün talimatını almış. Aradan 6 ay gibi bir zaman geçmiş ve sofi Hüseyin abime gelmiş demiş.
-Hüseyin abi bu banyolar ne zaman bitiyor?
-Ne banyosu sofi?
-Abi hani ilk gün yapmıştımya, ben onu hergün yapıyorum?
Demiş sofi o birkez yapılacak Allah cc razi olsun
Altı ay banyo, vardır bi hikmeti
3)Rahmetli Muhammed Raşid Hazretleri (k.s.) zamanında. Memleketten bir imam efendiyi Menzil'e götürmüşler. Yolda giderlerken bizim sofiler Seyda hazretlerine "babamız şöyle, babamız o bizim, babam" şeklinde hitap ediyorlarmış.
Onlar ne zaman böyle dese, imam efendi hemen "yahu elin adamına babam demeyim, abi deyin bari" dermiş. Bizimkiler gene devam "babamız bizim" İmam efendi "yahu bari dayı deyin", bizimkiler aynen devam, imam efendi "yahu amca bari desek" yol böyle uzarda gider.
Varmışlar menzile. Seyda hazretlerini gören bu imam efendi, daha ilk görüşünde basar narayı, ellerini dizlerine vura vura....
Babaaaaaaaaaaaaaaa Babaaaaaaaaaaaaaaaa

))
4)
Seyda Hz. (Seyyid Muhammet Raşit Erol) Gökçeadaya sürgüne
gittiğinde 2 seneye yakın bir süre bir çok sofisi onu görememiş.
Fakat bir kadın onu görmek için kadın başına, okuma yazma bilmediği için
kızını da yanına almış gökçeadaya gitmiş sora sora ikamet ettiği evi bulmuş evin yakınında
askerler nöbetteymiş. kadın olduğu için umursamamışlar. Kapıyı çalmış kapıya Seyda Hz. çıkmış kadın "kurban
ben seni görmeye geldim ve gördüm git dersen hemen giderim" demiş.
Seyda Hz. bekle gibisinden işaret etmiş içeri girmiş ve sonra evden çıkmış
camiye gitmiş kadını annelerimiz içeri almış orada 2 saat oturmuşlar. Daha sonra Seyda Hz.
eve gelmiş Seyda Hz. Kadınla görüşmüş, Kadın Seyda Hz. Arkasında (Seyda Hz. Sırtı kadına
dönük bir şekilde) tövbe almış. Seyda Hz. "Sofiler nasıldır Sofilere selam söyleyin."
demiş kadına... ve kadın memleketine geri dönmüş.
5)Gavs Abdulhakim Hz.leri'nin bir sofisi sabunculuk yaparmış.Eşeğine yüklediği sabunları diğer vilayete götürüp satarmış.Yine bir gün sabunlar eşeğin sırtında yola çıkıp diğer vilayete giderken kestirme olsun diye dağdaki keçiyolundan (çok dar olur ve genelde uçurumdur) dolaşayım demiş.
Eşeği vurmuş dağa, yolun ortasına geldiğinde eşeğin ayağı kayarak uçurumdan aşağı yuvarlanmaya başlamış.Sofinin bütün sermayesi de eşekle beraber gidiyor. Ne yapayım diye çok kısa bir düşünme devresinden sonra;
-"Yetiş ya Abdulkadir Geylan Hz.leri" diye çığlık atarak himmet istemiş.
Himmet istenir de gelmez mi, anında eşek toparlanıp ayağa kalkmış.Eşek kalkmasına kalkmış da onu yukarı kim getirecek? Sofi bu sefer;
-"Yetiş ya Gavs Hz.leri" diye 2. himmeti istemiş.Ammaa bu sefer işler tersine dönmüş ve eşek tekrar yuvarlanmaya başlamış ve uçurumun dibine kadar düşüp ölmüş.Sabunlar da ziyan olmuş.
Sofi içinden kendine kızarken bir yandan da Gavs Hz.lerinden himmet isteyince neden eşeğin düştüğünü merak etmeye başlamış.O hızla atlamış Menzil'e gidip Sadat'ın huzuruna çıkıp;
-"Kurban, ben falanca yerdeki sabuncuyum.Benim eşeği niye tutmadın" diye sormuş.Gavs Hz.leri de;
-"Sofi, sen Abdulkadir Geylani Hz.lerinden himmet isteyince o gelip senin eşeği tuttu.Bizden himmet isteyince biz de geldik ama Abdulkadir Geylani Hz.lerini görünce edebe geçtik.O da bizi görünce edebe geçti ve eşeğin yularını bıraktı.Hal böyle olunca senin eşek de güme gitti"