Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Sayfa (2): « İlk [1] 2 Sonraki > En Son »
Zekat
04-08-2007 08:32 PM
Zekat
Mesaj: #1
katiltaner
MODİFİYE KRALI
***


Üye Bilgileri

Üye No: 1883
Mesajlar: 313
Nerden: Erzurum
Cinsiyet: Bay
Grup: Üye
Statü: Çevrimdışı
Katılım: Nov 2006
[Konularim | Mesajlarim]
Karma Puanı: 130

Altın, Gümüş ve Nakit Paranın Zekâtı

Altın ve gümüş, ister külçe ister mamul olsun, nisâb miktarında olup da üzerinden bir sene geçince %2.5 oranında zekâtlarının verilmesi gerekir.

Hanefîlere göre; ister zinet olarak, ister bir ihtiyaca sarfedilmek üzere bulundurulsun, elde bulunan bütün altın ve gümüşlere zekât gerekir. Şafiîlere göre ise; kadınların ziynetlerine ve erkeklerin gümüş yüzüklerine zekât icabetmez.

Altının nisabı, 20 miskal, gümüşün nisabı da, 200 dirhemdir. Dirhemin, örfî ve şer'î olmak üzere iki ayrı ölçüsü vardır. Ancak, memleketimizde bu gün için bu ölçüler kullanılmadığına göre, nisâbda şer'î dirheme itibar edilmelidir. Buna göre, 20 miskal altının karşılığı; 80.18 gr., 200 dirhem gümüşün karşılığı da; 561.2 gr.dır.

Altın ve gümüşün zekâtlarında kıymetlerine değil, ağırlıklarına itibar edilir.

20 miskal (80.18 gr)'dan fazla olan altın 4 miskal (16.03) gr.'a, 200 dirhem (561, 2 gr)'den fazla olan gümüş de; 40 dirhem (112.22 gr'a) varmadıkça bu fazlalıktan dolayı zekât gerekmez. Ancak bu fazlalık, varsa paraya veya ticaret malına eklenir.

Her birisi nisâba ulaşmayan altın ve gümüş, İmam Azam'a göre kıymetleri, İmameyn'e göre ise miktarları itibariyle biribirlerine eklenirler. Bunlar, paralara veya ticaret mallarının kıymetlerine de eklenirler. Çünkü ticaret malları ve paraların nisâbının aynı cinsten olması şart değildir. Dolayısıyla, bir kimsenin her biri nisâba ulaşmayan altın, gümüş, para ve ticaret malı olsa bunların toplam kıymetleri nisâba ulaşırsa hepsi birden zekâta tabi olurlar.

Elde bulunan nakit paralar veya her an paraya çevrilebilen tahviller, aynen altın ve gümüş gibi zekâta tabidir. Bunların ve ticaret mallarının nisâbı, hem altına hem de gümüşe göre değerlendirilebilir. Bu konuda fakir için daha faydalı olanı esas alınmalıdır. Ancak, günümüzün ekonomik şartları gözönüne alındığında, bu malların nisâbının tayininde altının esas alınmasının daha uygun olduğunu görürüz.



taner_5250@hotmail.com
Grup Hepsi - Günlük Burçlar - Masal - İlahi Dinle - SEO - Şekilli Nickler - Msn Nickleri - Gaflar
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap

04-08-2007 08:33 PM
Cvp: Zekat
Mesaj: #2
katiltaner
MODİFİYE KRALI
***


Üye Bilgileri

Üye No: 1883
Mesajlar: 313
Nerden: Erzurum
Cinsiyet: Bay
Grup: Üye
Statü: Çevrimdışı
Katılım: Nov 2006
[Konularim | Mesajlarim]
Karma Puanı: 130

Alacağın Zekatı Verilir mi?

Para elde değil de, başkasının zimmetinde alacak olarak bulunursa alacağın çeşidine göre zekât durumlarında farklılıklar olur.

a- Kuvvetli alacaklar: Satılan ticaret malının bedeli ve borç olarak verilen paranın karşılığı olan alacaklardır. Bu alacaklar, borçlular tarafından inkâr edilmedikçe, borçlunun zimmetinde kaldıkları sürenin zekâtı alacaklar tahsil edilince ödenir.

b- Orta alacaklar: Ticaret için olmayan bir malın satılması karşılığında olan alacak ve kira bedelleridir. Bu tür alacaklar da zekâta tabi olma yönünden birinci maddedekiler gibidir. Fakat tam nisâb miktarı kadarı tahsil edilmedikçe zekâtlarının hemen verilmesi gerekmez.

c- Zayıf alacaklar: Kadının kocasından alacağı, mehir *, vârisin * elinde kalan vasiyet * bedeli gibi, bir mal karşılığı olmayan alacaklardır. Bu türden olan alacaklarda geçmiş seneler için zekât gerekmez. Tahsil edilip, üzerlerinden bir sene geçtikten sonra zekâtlarının verilmesi gerekir.

Borçlu olan kişi önce borcunu inkâr eder, bir kaç sene sonraki borcunu kabul edip alacaklıya öderse geçmiş senelere ait olan zekâtın ödenmesi gerekmez.



taner_5250@hotmail.com
Grup Hepsi - Günlük Burçlar - Masal - İlahi Dinle - SEO - Şekilli Nickler - Msn Nickleri - Gaflar
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap

04-08-2007 08:33 PM
Cvp: Zekat
Mesaj: #3
katiltaner
MODİFİYE KRALI
***


Üye Bilgileri

Üye No: 1883
Mesajlar: 313
Nerden: Erzurum
Cinsiyet: Bay
Grup: Üye
Statü: Çevrimdışı
Katılım: Nov 2006
[Konularim | Mesajlarim]
Karma Puanı: 130

Ticaret Mallarının Zekatı

Cinsi ne olursa olsun, ticaret maksadı ile alınıp satılan tüm mallar nisâba ulaştıkları takdirde % 2.5 oranında zekâta tabidirler. Bu malların nisâbı, kıymetlerinin altın ve gümüş nisâbına ulaşması ile sabit olur.

Ticaret mallarında zekât, elde edilen kâra göre değil, sermaye ve kârın toplamına göredir. Bu durumda, sene başında nisâb miktarına ulaşmış olan ticaret mallarının sene sonundaki kıymetleri esas alınarak zekâtları verilir.

Ticaret malları kendi aralarında birbirlerine eklendikleri gibi, ticaret için olmayan altın, gümüş ve paraya da ilave edilirler. Sene içerisinde bir başka mal ile değiştirilmeleri, malın üzerinden bir sene geçmesi şartını engellemez.

Bir malın, ticaret malı sayılması satın alınırken veya satması için bir kimseye verilirken ticaret maksadıyla olduğuna niyet edilmesine bağlıdır.

Ticaret maksadıyla kırlarda veya ahırlarda beslenen hayvanların zekâtı, kıymetlerine göre % 2.5 nisbetinde verilir.



taner_5250@hotmail.com
Grup Hepsi - Günlük Burçlar - Masal - İlahi Dinle - SEO - Şekilli Nickler - Msn Nickleri - Gaflar
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap

04-08-2007 08:33 PM
Cvp: Zekat
Mesaj: #4
katiltaner
MODİFİYE KRALI
***


Üye Bilgileri

Üye No: 1883
Mesajlar: 313
Nerden: Erzurum
Cinsiyet: Bay
Grup: Üye
Statü: Çevrimdışı
Katılım: Nov 2006
[Konularim | Mesajlarim]
Karma Puanı: 130

Toprak Mahsullerinin Zekâtı

Öşüre *tabi arazilerden elde edilen mahsul, İmam Ebû Hanîfe'ye göre; miktar ve cinsine bakılmaksızın belirli oranda zekâta tabidir. Bu oran, sulama masrafı gerektiren arazilerde % 5, gerektirmeyenlerde % 10'dur. Ebû Yûsuf ile Muhammed'e göre, toprak mahsûllerinde zekâtın gerekli olması için, mahsûlün en az 5 vesk (875 kg) olması ve ürünün müdahalesiz bir yıl kalabilecek cinsten bulunması gerekir.

Toprak mahsullerinden alınan bu zekâta; öşür denilir.

Çocukların ve delilerin arazilerinden elde edilen mahsûle de zekât gerekir.

Maden ve Definelerin Zekatı

Zekâta konu olmaları yönünden madenler üç çeşittir:

a- Ateşte eriyenler (demir, bakır vb): Bu madenlerin % 20'si zekât olarak devlete aittir. Kalanı madenin bulunduğu arazi sahibinindir. Devlet arazisinde bulunan madenler tamamıyla devlete aittir.

b- Ateşte erimeyenler (mermer, alçı vb): Bu madenlerin aynına zekât gerekmez. Maden, bulunduğu arazinin sahibi varsa ona, yoksa bulana aittir.

c- Sıvı halinde olanlar (petrol vb): Bunlar da, ikinci maddedeki madenler gibidirler.

Ancak, bu madenleri işletenler, madenden ellerine geçen paranın zekâtını verirler.

Define: Önceden toprak altına gömülüp, sonradan başkaları tarafından bulunan mal ve paradır(bk. Define). Bunların zektları da definenin durumuna göre farklılık gösterir.

Define islâmî ise yani bulunan malın üzerinde; Allah, şehadet kelimesi gibi, onun müslümanlara ait olduğuna delalet eden bir işaret bulunursa bu define yitik mal hükmündedir. Biliniyorsa sahibine verilir, bilinmiyorsa, fakirlere dağıtılır (bk. "Lukata" mad). Define cahilî ise yani bulunan malın üzerinde put resmi gibi, kâfirlere ait olduğuna dair bir işaret varsa bunun % 20'si devlete, kalanı içinde bulunduğu arazi sahibine aittir. Arazi sahipsiz ise bulunan mal, bulanın olur. Definenin İslâmî mi yoksa cahilî mi oldu bilinemiyorsa; bir görüşe göre bu mal İslâmî sayılır, diğer bir görüşe göre cahilî sayılır.



taner_5250@hotmail.com
Grup Hepsi - Günlük Burçlar - Masal - İlahi Dinle - SEO - Şekilli Nickler - Msn Nickleri - Gaflar
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap

04-08-2007 08:34 PM
Cvp: Zekat
Mesaj: #5
katiltaner
MODİFİYE KRALI
***


Üye Bilgileri

Üye No: 1883
Mesajlar: 313
Nerden: Erzurum
Cinsiyet: Bay
Grup: Üye
Statü: Çevrimdışı
Katılım: Nov 2006
[Konularim | Mesajlarim]
Karma Puanı: 130

Fabrika, Kiralık Bina ve Ticarî Maksatla Kullanılan Taşıt Araçlarının Zekâtı

Müctehid alimlerin yaşadıkları devirlerde, büyük çapta atölye ve fabrikalar, kira elde etmek için yaptırılıp kiraya verilen binalar ve büyük taşıt araçları yoktu. Onun için bu tür malların zekâtları konusunda büyük imamlardan fazla bir şey nakledilmiş değildir. Sadece Ahmed b. Hanbel'den, evini kiraya veren bir kimsenin, kirayı alınca onun zekâtım vermesi gerektiğine dair bir görüş nakledilmiştir.

Asrımızda fıkıhla uğraşan tanınmış âlimlerinden Muhammed Ebû Zehra, Abdü'l-Vehhab Hallâf ve Abdurrahman Hasen'in 1952'in senesinde Şam'da yaptıkları bir toplantı neticesinde vardıkları sonuca göre: Bu tür malların zekâtları menkul ve gayri menkul oluşlarına göre değişir. Kiraya verilen bina, mağaza ve fabrika gibi gayri menkul (taşınmaz) olanlar araziye benzerler. Yani bunların aynılarından zekât alınmaz. Gelirlerinden toprak mahsûllerinde olduğu gibi % 5 veya % 10 oranında zekât alınır. Eğer masrafları çıkarılmak suretiyle bu malların safi gelirleri tesbit edilebilirse zekât oranı % 10, safi gelir tesbit edilemiyorsa zekât oranı brüt gelirin % 5'i dır.

Otobüs, kamyon ve gemi gibi taşınır nakliye vasıtalarının zekâtları ise; kendi kıymetlerinin % 2.5 dır.



taner_5250@hotmail.com
Grup Hepsi - Günlük Burçlar - Masal - İlahi Dinle - SEO - Şekilli Nickler - Msn Nickleri - Gaflar
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap

04-08-2007 08:34 PM
Cvp: Zekat
Mesaj: #6
katiltaner
MODİFİYE KRALI
***


Üye Bilgileri

Üye No: 1883
Mesajlar: 313
Nerden: Erzurum
Cinsiyet: Bay
Grup: Üye
Statü: Çevrimdışı
Katılım: Nov 2006
[Konularim | Mesajlarim]
Karma Puanı: 130

Zekâtın Ödenmesi

Esas itibariyle açık malların zekâtını almak devlete aittir. Gizli malların zekâtlarını ise sahipleri kendileri istediklerine verirler. Ancak, zamanımızda bu görevi yerine getirecek bulunmadığı için bütün malların zekâtlarının sahipleri tarafından hak sahiplerine verilmesi gerekir. Zekât; malın üzerinden bir sene geçtikten sonra verilebileceği gibi, daha önce de verilebilir. Zekât malın aynından da kıymetinden de verilebilir. Kıymet takdir edilirken, zekâtın farz olduğu günkü değeri esas alınır.

Zekâtın, fakire mülkü olması üzere verilmesi gerekir. Dolayısıyla, zekât niyetiyle fakire yemek yedirmek, cami, okul-gibi bir hayır kurumu yaptırmakla zekât verilmiş sayılmaz.

Zekâtın verileceği yerler, Kur'ân-ı Kerîm'in Tevbe sûresinde belirtilmiştir (Tevbe, 9/60). Bu âyette belirtilen sınıflar şunlardır:

a- Fakirler

b- Miskinler

c- Âmiller

d- Müellefe-i Kulûb

e- Mükâteb Köle

f- Borçlular: Borçlu * olup, bunun karşılığından fazla olarak nisap miktarı malı olmayanlardır.

g- Allah yolunda cihad edenler: Bunlar, Allah için savaşa katılmak istediği halde maddî imkânsızlıktan dolayı silah ve nafakasını temin edemeyenlerdir.

h- Yolcular: Memleketlerinde malları olsa bile, gittikleri yerde parasız kalanlardır.

Zekât, bu sayılan gruplardan her hangi birisine verilebilir. Her gruba verilmesi şart değildir. Şafiî mezhebine göre zekâtın, en az her gruptan üç kişiye verilmesi gerekir.

Aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisâb miktarı mala sahip olan kişiye, bu malı artıcı olsa bile zekât verilemez.

Bir kimse zekâtını, hanımına, usûl ve fürû'na veremez. Bunların dışında zekâta ehil olan herkese verilebilir. Ancak, önce kendi akrabalarından başlaması daha iyidir. Zekât verilen kişinin müslüman olması şarttır. Müslüman olmakla beraber, dinî Görevlerini yerine getirmeyen veya aldığı zekâtı meşru olmayan yollarda harcayacağı bilinen kişilere zekât verilebilirse de salih müslümanlara verilmesi daha uygundur.

Zekâtın, malın bulunduğu yerdeki fakirlere verilmesi daha efdaldir. Başka bir yere gönderilmesi de caizdir.



taner_5250@hotmail.com
Grup Hepsi - Günlük Burçlar - Masal - İlahi Dinle - SEO - Şekilli Nickler - Msn Nickleri - Gaflar
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap

04-08-2007 08:35 PM
Cvp: Zekat
Mesaj: #7
katiltaner
MODİFİYE KRALI
***


Üye Bilgileri

Üye No: 1883
Mesajlar: 313
Nerden: Erzurum
Cinsiyet: Bay
Grup: Üye
Statü: Çevrimdışı
Katılım: Nov 2006
[Konularim | Mesajlarim]
Karma Puanı: 130

Zekat Nedir?

Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü anlamlarına gelen zekât, dinî bir terim olarak, belirli bir malın bir kısmının Allâh rızası için muayyen kişilere verilmesi demektir.

Malî ibadetlerden biri olan zekat, İslâm'ın beş temel esasından olup, hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin...” (Bakara, 2/43, 110; Hac, 22/78; Nur, 24/56; Mücadele, 58/13; Müzzemmil, 73/20); “Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, arıtıp yücelteceğin bir sadaka al ve onlar için dua et; çünkü senin duan onlara huzur verir. Allah işitendir, bilendir.” (Tevbe, 9/103) buyrulmaktadır.



taner_5250@hotmail.com
Grup Hepsi - Günlük Burçlar - Masal - İlahi Dinle - SEO - Şekilli Nickler - Msn Nickleri - Gaflar
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap

04-08-2007 08:35 PM
Cvp: Zekat
Mesaj: #8
katiltaner
MODİFİYE KRALI
***


Üye Bilgileri

Üye No: 1883
Mesajlar: 313
Nerden: Erzurum
Cinsiyet: Bay
Grup: Üye
Statü: Çevrimdışı
Katılım: Nov 2006
[Konularim | Mesajlarim]
Karma Puanı: 130

Zekat Vermeyenlere Açılan Savaş


Resûlullah sallâllahü aleyhi ve sellem'in vefatı üzerine Hz. Ebû Bekir (r.a) halife olup arabların bir kısmı zekât vermemekte direnince Hazreti Ebû Bekir (r.a), onlarla savaşmaya karar vermişti. Bunun üzerine Hazreti Ömer (r.a) :

-Ey müslümanların halifesi! Bunlara karşı nasıl savaş açarsınız? Halbuki, Resûlullah sallâllahü aleyhi ve sellem 'Allah'dan başka gerçek ilâh yoktur' deyinceye kadar insanlarla savaşmaya memur edildim. Kim ki 'Allah'dan başka ilhah yoktur' düsturunu kabul ederse, insan hakkı müstesna olmak üzere, malını canını benden kurtarmış olur; içlerindeki gizli küfür ve günâhlarından dolayı olan hesaplarına gelince o hesâbı görmek Allah'a kalmıştır, buyurdu diye itiraz etti.

Hazreti Halife (r.a) cevaben:
-Vallahi! Namaz ile zekâtı birbirinden ayıran kimse ile hiç bakmam savaşırım. Çünkü (Namaz bedeni bir vazife olduğu gibi) zekât da malî bir haktır, Allah'a yemin ederim ki, bunlar, Resûlûllah'a vermekte oldukları deve yularını bile benden esirgeselerdi, bu yüzden onlara harb açardım' buyurdu.
Bunun üzerine Hazreti Ömer (r.a):
-Vallahi anladım ki, dinden dönenlerin katli hususunda Ebû Bekir'in hükmü, Allah'ın onun gönlünde yarattığı, engin bir anlayışın eseridir. Bu sâyede Ebû Bekr'in düşüncesinin doğru olduğunu anladım.



taner_5250@hotmail.com
Grup Hepsi - Günlük Burçlar - Masal - İlahi Dinle - SEO - Şekilli Nickler - Msn Nickleri - Gaflar
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap

Sayfa (2): « İlk [1] 2 Sonraki > En Son »
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız bildir@live.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Kurtlar Vadisi Pusu | Akvaryum | Grup Hepsi | Emma Watson | Grup Hepsi | Kavak Yelleri | ilahi dinle | Avril Lavigne | Tokio Hotel | Billur Yazgan | Hilary Duff
Web Stats